Bir Hoş Ege ve Elvedalar

Güre’de İlknur ve Nesrin ablalarım ve ırmağımla geçirdiğimiz termal sulu, çamur banyolu birkaç günün sonunda bir yerde durmak bize göre değil, kepçeysek kepçeliğimizi bilelim diyerek tekrardan yollara düşüyoruz. Hedef: Ege Bölgesi. Plan: Gittiği yere kadar aşağı doğru inmek, mümkün olduğunca yer görüp maksimum fotoğraf çekmek, eh her zamanki gibi yani…

Ne tesadüf ki arkadaşlarımız Ekin ve Asya da Burhaniye’de tatildeler, önce onların yazlığa gidiyor ve Ekin’in annesinin özenle ikram ettiği sakızlı kurabiye, nefis börek ve çay eşliğinde bir iki saat laflıyoruz. Sonra Ekin ve Asya’yı da peşimize takıp Ören’e geçiyoruz. Buraya gitmemizin bir sebebi var aslında: Türkiye’den ayrılmadan önce Sinibaldo’yla vedalaşmak ve ta İsveç’ten Türkiye’ye yürüyerek gelmiş (şaka değil!) deli biraz da patavatsız arkadaşımız Reza’yı Almanya’ya dönmeden önce görmek.

Ören’e varıyoruz ve kollarını iki yana açmış bir hâlde bize doğru koşan Sini ve Reza’yla buluşuyoruz. Reza’nın İsfahan’daki meditasyon deneyimlerini, Irak’taki mapus maceralarını (!) dinliyoruz. Ören’de güneş ağır ağır batarken biz de “en yükseğe atlama fotoğrafını” çekmeye çalışıyoruz. Tabi o sırada olan oluyor, Reza’ların başka bir arkadaştan ödünç aldıkları çadır çalınıveriyor! Sonrasında çadırın Fransa’dan alınmış olduğunun öğrenilmesiyle büyük bir üzüntü, arama-tarama, polisin devreye girişi, alandaki güvenlik kamerasının küçük bir farkla çadırın olduğu yeri görüşünün dışında bırakması… Neticede çadır bulunamıyor ama hikâye bir şekilde tatlıya bağlanıyor.

O gece çadırlarımızı kumsala kuruyoruz. Sabah uyanıp çadırın fermuarını açtığımda masmavi bir deniz uzanıyor önümde. Yüzümü yıkamak niyetine daha açılmamış gözlerle atıyorum kendimi buz gibi denize.

Sabah jimnastiği (!), tekrardan denize giriş, Sini’yle yaptığımız kumsal güreşi derken hep beraber edilen bir kahvaltının sonunda ayrılma vakti geliyor. Sini ve Reza’nın arabanın içinde el sallayışlarını gördüğümde her zamanki –ve hiçbir zaman engelleyemediğim şekilde- gözlerim doluyor.

Güle güle Sini ve Reza, -kimbilir bir daha nerede- görüşmek üzere!

Bu yazı Geziler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Hoş Ege ve Elvedalar için 2 cevap

  1. sinibaldo der ki:

    cok seviyorummm seni sedacım!!!!!

  2. sinibaldo der ki:

    ama neden bu fotografta sadece ben uçmiyorum yaaaaa????

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir