3, 2, 1 Tayland

Birinci durak: Bahreyn

Uzun ve yorucu bir somestirdan sonra tekrardan yollardayim. Baslikta 3,2,1 yazmasi sizi hic yaniltmasin, hic ama hic kolay olmadi Tayland`a varmak. Ataturk Havaalani`na saatler once gitmem sebebiyle (ucak kacirma konusunda sabikaliyim da biraz) havaalaninin tum magaza ve tuvaletlerine ayak basmis olusum, Bahreyn aktarmali iki ucusum arasinda 6 saat bekleyisim, ikinci ucagimin Bahreyn`den gece saat 11`de kalkip Bangkok`a ogleden sonra 12 gibi varmasi ama aslinda yolculugun 7 saat surmesi (eh kolay degil kita degistiriyoruz; zaman da degisiyor) yolculugu benim icin fazlasiyla yorucu hale getirdi. Aktarmayi yaptigim Bahreyn havaalani icerdigi insan populasyonunun renkliliginden dolayi ilk baslarda bir hayli cekici olmasina ragmen, gozalici bombeli kiyafetleriyle ve kalin altin kupeleriyle Afrika kokenli kadinlar, ince bedenli mini mini etekli Asyali kizlar, aklimizdaki o Arap imajinin tam karsiligi olan beyaz entarileri ve kafalarina bagladiklari posulariyla sakalli Araplar, bir sure sonra banal gelmeye basladilar. Artik girilecek tuvalet, ellenmedik hediyelik esya kalmayinca ben de kitabimi alip bir kosede okumaya basladim, iste tam o vakit uc Turk kitabimin adindan beni fark edip benimle konusmaya basladilar. Oh be muhabbet edecek adam cikti derken ogrendim ki onlarin yollari Hindistan`a imis. Bir sure beraber vakit gecirdikten sonra onlar ucaklarina bindiler ve ben de 3 saatlik zorlu bir beklemeden sonra nihayet biniyorum ikinci ucagima.

Zamanda yolculuk

Yanimda taa 1985`lerde Istanbul`a gelmis gezgin bir Fransiz amca oturuyor; simdi de Butan`a gidiyormus. Amcanin Ingilizcesi harika, soylemese asla Fransiz oldugunu anlamazdim. Herkese menu gelirken hostes `Siz vejeteryan Asya menu ismarlamistiniz degil mi?` deyip herkesten once bana yemegimi getiriyor, yahu ismarladim da bir ay once bileti satin alirkenki haleti ruhiyetimle ismarladim; ne bileyim ben tum ucagin balik menu ismarlayacagini ve kizarmis baligin boyle buram buram kokacagini?! Yutkuna yutkuna vejeteryan menumu mideye indiriyorum ve hala ac oldugum gercegini Fransiz amca dahil ucaktaki herkesten ustaca saklamayi basariyorum.

Sonra birden ucagin neyim kesfinden once yasamis atalarimizin hic tatmadigi acayip durum yasaniyor, saatim ucu gostermesine ragmen hava aydinlanmaya basliyor, icimdeki saat afalliyor, tiktaklari bir acayip atiyor simdi. Kahvalti servisi yapmaya basliyor hostes, ne kahvaltisi, sabah mi oldu, saat kac, ben kimim sorulariyla bogusup, bu adaptasyon surecini de `zamana` birakmaya karar veriyorum ve gozlerimi kapatip dis dunyayla bagimi bir sureligine kesiyorum.

Bangkok`a varis

Ve iste geldim, Bangkok`tayim! Ben pasaport kontrolunden gecip bir an once ulkeye girme hayalleri kurarken, onumde uzanan en az 500 kisilik turist ordusu `Oyle hemen gecmek yok, bekleyeceksin` bakislari atiyorlar bana o kucuk cekik gozleriyle. En cabuk ilerleyen siraya giriyorum ve sonra hepsinin Taylandli oldugunu dusunuyorum tiplerinden dolayi ama caktirmadan pasaportlarina baktigimda Kore, Cin, Laos yani bizim genelde `Japon` diyerek isin icinden ciktigimiz farkli Asya ulkelerinden turistler oldugunu fark ediyorum. 2 saat kadar suren sancili beklemeden sonra ulkeye ilk adimi atiyorum.

Xavier beni karsiliyor ve hemen havaalanini merkeze baglayan metroya atliyoruz, disarida gorduklerim bana Guney Dogu Asya`da oldugumu bir kez daha hatirlatiyorlar, her bir yerden yesil fiskiriyor. Metrodan indigim vakit suratima simsicak bir ruzgar carpiyor, aha diyorum ben yaza geldim. Vucudum zaman farkindan sonra simdi bir de mevsim degisikligine alismak zorunda, onun icin bayagi zor olsa gerek ama ne yapalim, kita degistirmenin de bedellerine katlanmak gerek.kiriyor, sekli semali bir garip bu iklime ozgu agaclar tabloyu tamamliyorlar.

Bangkok`taki Istanbul

Yemek yemek icin bir alisveris merkezine giriyoruz, birinci katta beni bir surpriz bekliyor, burasi Tayland`in Istanbul sokagi! Her ne kadar Turkiye`yi animsatan bir direge acemice kazinmis iki dervis motifinden baska bir sey olmasa da etrafta bu kadaruzaklarda Istanbul`da olmak yine de guzel bir duygu.

  En ust kata ciktigimizda `Denizden babam ciksa yerim` lafinin kesin bu memleketten ciktigini dusunuyorum, onum arkam sagim solum deniz urunu! Buzla karistirilmis tropik meyve kokteyllerini de unutmamak gerek tabi ki. Balik-pilav ismarliyorum, yaninda bir suru sos veriyorlar, bu s

oslarin bir cogu cok aci, demedi demeyin, buraya gelirseniz sakin her domates sosuna benzeyen sosu pilavinizin uzerine boca etmeyin, once bir tadin!

Hosgeldin Ejderha Yili

Cok sansliyim, cok ozel bir gunde gelmisim Tayland`a, Bugun Cin takvimine gore yeniyilmis; ejderha yilinin baslangici kutlanacakmis bu gece ve yarin gece! Tayland`ta bildigimiz takvim gecerli ama ayrica azinliklardan dolayi Cin takvimi de kullanilyormus. Bu gece de Cinlilerin yasadigi bolge olan China Town`da kutlamalar gerceklestirilecekmis yihu!

Bangkok sokaklarinda biraz dolandiktan sonra couchsurfing sayesinde iletisime gectigimiz Forth ve ablasinin evine gitmek uzere yola cikiyoruz. Evlerinin bulundugu mahalle bir `jungle`i animsatiyor, mis gibi cicek kokuyor etraf, ilk defa gordugum bitki turlerle cevrili sokagin her iki tarafi da. Evlerin kapilari Budist sembolleriyle suslenmis, iste baska bir cografyada olusumuzun bir diger gostergesi. Forth`larin evi dort katli, her bir yaninda irili ufakli kertenkeleler dolasan minyatur bir ev. Forth, cizgi filmden, animeden firlamis misali minicik, ipince sesli cok tatli bir Tayland bir kizcagiz. Biraz sohbet ettikten sonra aksam China Town`a gitmek uzere sozlesiyoruz ve ben dinlenmeye cekiyorum.

Jetlag yaktin beni

Gozumu actigimda China Town`un yalan oldugunu anliyorum tabi ki, oyle yorulmusum ki aksam yemegini bile kacirmisim! Tekrar yatip sabah kalktigimda tam bir sersem gibiyim, saat 10`u gostermesine ragmen icimdeki saat, `Gecenin dordunde ayakta ne isin var, git yat cabuk` diye en gur sesiyle bagiriyor, gozlerim de icimdeki saatin oyununa gelip yatak yonune kayiveriyorlar caktirmadan. Ben ne kadar `Yahu ne gecesi ne dordu bak gunes coktan dogmus bile!` deyip inatla ayaga kalksam da uzerime her adimda biraz daha coken agirlik ve yorgunluk hissi tum benligimi ele gecirmek konusunda   hain planlar yapiyor, beni asla rahat birakmiyorlar. Yani jetlag, taa suratimin ortasina sert bir yumruk gibi iniyor, beni dagitiyor, paramparca ediyor!

Tapinaklari ziyaret

Sabah tam cikmak uzereyken birden bardaktan bosanircasina yagmur yagmaya baslamaz mi! E hani kuru mevsimdeydik! Turkiye`den ayrilirken sicak plajlara gidiyorum diye nispet yaptigim arkadaslarimin ahi tuttu herhalde diyerek yagmurun dinmesini bekliyoruz. Bir sure sonra yagmur kesiliyor, oncelikle bir dezavantaj sandigimiz yagmurun, bunaltici havayi bir nebze serinletmesi bakimindan buyuk bir sans oldugunu anliyoruz. Hemen yola koyulup bu sokak benim o tapinak senin dolasiyoruz. Cin mahallesinde Taoizm tapinaklari bulunuyor. Taoistler diger Budistlere gore, suse gosterise daha fazla onem veriyorlar. Ayrica Taoist tapinaklarda Buda, diger tapinaklarin aksine, sisman, etli butlu bir sekilde tasvir ediliyor.

Tapinagin onunda daha once kullanilmis bir tutsu alip, Budist rituellerine bir nebze ortak olmak icin diger Budistlerin girdigi sirada yerimi aliyorum. Tam arkamdaki adam,

elimdeki tutsuyu gosterip, `Herkeste 3 tane var, sende niye bir tane?` der gibi bir seyler homurdaniyor. Ben de `Eh bu kalabalikta ancak bunu bulabildim` der gibi basimi salliyorum. Tutsuyu dikecegimiz saksiya yaklastikca stres oranim yukseliyor, sanki siradaki herkes bana bakiyormus gibi geliyor. Tutsuyu mumkun oldugunca saklayip bir an once saksiya yaklasmayi diliyorum icimden. Tam tutsuyu diktigim anda arkamdan biri `Nooo` diye bagirmaya basliyor. Hic aldiris etmeden tutsuyu dikip hemen olay mahalinden uzaklasiyorum. Neden sonra Forth`tan ogreniyorum ki tek tutsu sadece cenazelerde yakilirmis, istesem bu kadar `anlamli` bir hata yapamazdim herhalde!

China Town`a vardigimizda sokaklarin parlak sari lambalarla suslenmis goruyoruz. Cevrede o kadar cok uyaran var ki! Kokular, renkler, sesler hepsi birbirinin icine gecmis, bir olmus, egzotik doguya ozgu pespembe bir toz bulutu yaratiyorlar kokusunu alan herkesi tatli hulyalara surukleyen…  Yemek secenekleri cok ucuk, kopekbaligi yuzgecleri susluyor restoranlarin camekanlarini. Ilginc bir tatli yemeye karar veriyoruz, soyle ki, cesitli tropik meyveler farkli kombinasyonlarla biraraya getirilmis, jole haline
sokulmuslar ve beyaz tatli bir sivinin icinde servis ediliyorlar. Ortaya cikan sey asureyi animsatiyor biraz. Cinlilerin soyle bir ozelligi var, hicbir seyi ham bir sekilde yemiyorlar,
ya suyunu cikarip kizartacaklar, ya yogurup icine fistik dolduracaklar… Yan tarafta bir kemanci klasik bir Cin melodisi caliyor; Cin mutfagi ne kadar gelismisse Cin muzigi de o kadar geri kalmis gibi geliyor bana, bir saat boyunca hep ayni melodi tekrar ediyor!

Boyle bir girizgah yapiyorum Asya diyarina; tutsu kokulari burnumda hala uzerimden atamadigim yorgunluga yenilmemeye calisarak onumuzdeki gunleri bekliyorum sabirsizlikla…

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3, 2, 1 Tayland için 2 cevap

  1. Emre der ki:

    Ayni ucakla gelmisiz. :) Iyi gezmeler size, biz adalari sonraya biraktik, simdi Ayutthaya’dan yukari, Chiang Mai’ye geciyoruz. Keyfiniz bol olsun.

  2. Mustafa Kahya (baba dost) der ki:

    2010 yılında; oğlum batuhan ve annesi ile birlikte taylanda gitmiştık.yazılarını zevkle takip ediyorum.ogünleri yeniden yaşıyorum.(meşhur elmas işleme atölyesini, gece pazarlarını,hafta sonu pazarını,kanal turlarını sokak satıçılarını vs..senin anlatımınla birdaha yaşamak güzel olur herhalde) selamlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir