Çiftlik Köy’de Pastırma Yazı

Bitmedi, deniz sezonu hala bitmedi. İnatla devam etmekte. Pastırma yazı dedikleri şey bu olsa gerek. Deniz nasıl tatlı, nasıl uysal, başı sevilmelik uslu bir çocuk sanki… Ilık ılık, boncuk mavisi rengi yüreğimi hoplatıyor. Amerika’ya ilk defa adım atan iki kaşif misali yeni sahillere varıyor, keçi patikalarında yürüyor, havasını solumadık bir parça orman, yüzülmedik, içine cup cup atlamadık bir yudum deniz kalmasın istiyoruz. Doğa da az değil hani, her gün biraz daha baştan çıkarıcı taktikler deniyor üzerimizde. Gün geçmiyor ki yerde yeni biten bir bitki kokulu yapraklarıyla usulca yamacına çağırmasın bizi ya da mavinin bambaşka bir tonu peydah olmasın koca deryada…

DSC04268

Balıkçı teknemiz ve biz!

Köy düğünlerinin müptelası olup çıktık, hatta biz yetmiyormuşuz gibi arkadaşlarımızı da getiriyoruz düğünlere…  Kapıma gelip “Seda bu cumartesi düğün var hee, geliyon di mi?” diye düğünlerden haberdar olduğuma emin oluyor köy kadınları. Geçenlerde düğün danslarımızdan birinden ötürü ünlü olduk köyde. Aşağı mahallede oturan, süt almaya gittiğim ve evinden nadiren çıkan Elif teyze bile “Yaa ne güzel oynadınız geçen arkadaşlarınla, hele o kıvırcık saçlı kara çocuk –Hintli arkadaşımız Mukundu’dan bahsediyor- tam döktürdü valla helal olsun!” deyince, Yalıçiftlik’te bir dans ekibi kursak, aşıklar gibi köy köy, düğün düğün dolaşsak, harçlığımızı attığımız göbeciklerle mi çıkarsak acaba diye düşünmeden edemedim vallahi.

bodrum-10

bodrum-9

Rastgele!

Ege’nin bu balıkçı köyünde akıp gidiyor iki kişilik yaşamımız. Arada güzel insanlara dokunuyor, onlarla aynı havayı kokluyor, aynı sıcak taşlara basıp aynı denizlerde yıkanıyoruz. Geçen yine güzel bir güne uyandık Çiftlik Köy’de, dedik madem bir balıkçı köyündeyiz, komşumuz Yaşar abinin kaç gündür ısrarla önerdiği üzere balıkçı teknesiyle açılalım bu sefer de Akdeniz’e… Bir sevindi Yaşar abi, hele de aramızda dalış yapan, zıpkınla balık avlayan bir arkadaşın olduğunu duyunca… Koyulduk mu sonra yollara, açıldık mı bakir koylara…  Açıldık. Yüzdük mü sonra ilk defa deniz görmüş gibi. Yüzdük. Gördük mü peki türlü çizgilerle bezeli ahenkle yüzen balıkları? Gördük.

DSC04164

Didem, hayalci mimar hücre Merve, Seda, Mutlu Keçi’nin tatlı keçisi Nuray

DSC04334

Merve ve Mukundu mangal başında!

Sonra çıktık karaya, hepimizin karnı guruldar durur… Şenol’un tuttuğu balıkla beraber taze sebzelerimizi bir güzel közde pişirdik. Eskinin dalış hocası şimdiki balıkçısı Yaşar abinin en riskli dalış hikayelerini dinledik, “Allah’ım ne olursun beni çocuklarıma bağışla!” diye denizin metrelerce dibinde ettiği duaları, hayatta kalışına inanamayışlarını bir solukta anlatıverdi o gece. Parlak kızıl bir top gibi duran güneş tepelerin ardından usulca battı ve vücutlarımız bize ne kadar yorgun olduğumuzu nihayet fısıldadı. Usulca kıyıya vuran dalgalar, oyunun bitip, perdenin kapandığını hatırlatırcasına hafiften karardı.

İşte,Yalıçiftlik’te böyle bir gün yaşandı iki bin on üç yılının pastırma yazında.

bodrum-11

Balığı kaldıramayan Seda, suya atlayamayan Mukundu ve mavi denizde yüzerkene…

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Çiftlik Köy’de Pastırma Yazı için 3 cevap

  1. Hisar Uyar der ki:

    Süpersiniz coşu verip içimizi ısıtıyorsunuz. İzinizden gelebiliriz her an:=) Bir şeye ihtiyacınız olursa yazın her zaman (özellikle sosyal medya konusunda yardımcı olabilirim)

    En yakın zamanda görüşmek üzere

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir